+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 4 Toplam 4 Sayfadan
BirinciBirinci ... 2 3 4
Toplam 37 adet sonuctan sayfa basi 31 ile 37 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Redfield Oranı

  1. #31
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    2- Ancak bir diğer şema daha var..(Evet 10-12 yıl önce “tarayıcı” oldukça pahalı bir cihazdı ve elle çizmek zorunda kaldığımı hatırlıyorum…)





    Burada “E” harfine dikkat çekmek istiyorum. Bu salgı ve dışkıyı veren canlı balık- percula’nın yanısıra NH4, NO2 ve NO3 özümsüyor/sindiriyor (assimilation) görünüyor: Doğru! Çünkü o bir bitki!!


    3- O zaman NO3 dozlamanın başka bir nedeni olmalı: Bence NO3 dozlamanın bir tek nedeni olabilir: Ne Redfiled oranı, ne kalsifikasyon ne de renklenme: Bir bakteri besini olarak düşünülebilir. Böylelikle ortamda mevcut bakterilerin daha hızlı çalışmaları, düşünülebilir. Yalnız dikkat: Aynı mantık PO4 için geçerli olamaz çünkü fosfat indirgeyen bakteri ırkları (Bacillus sp. Pseudomonas sp ve Enterobacter) ile NO3 indirgeyen gruplar birbirlerinden çok farklı yapıya sahip.

  2. #32
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    Buradan da görülebileceği gibi çok farklı 2 grup bakteriden söz etmekle birlikte her 2 grup da birbirlerinin ortamlarında “aktif” olabiliyorlar ve bunu önceki sayfalarda anlattım. Yalnız ola ki dikkatinizi çekti: Bakteri gruplarının oldukça “tehlikeli” olmasına karşılık birkaç sözcük sıkça geçiyor:


  3. #33
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    a) Cytochrome (nitrate reductase): Cytochromes genel olarak, membrane bağlı hemeproteinler olup “heme” grupları içerir (Hemeproteins probably evolved to incorporate the iron (Fe) atom contained within the protoporphyrin IX ring of heme into proteins. As it makes hemeproteins responsive to molecules that can bind divalent iron (Fe), this strategy has been maintained throughout evolution as it plays crucial physiological functions. Oxygen (O2) nitric oxide (NO), carbon monoxide (CO) and hydrogen sulfide (H2S) binds to the iron atom in heme proteins.

    Bu yüzden akvaryumalara Fe dozlamak gerekir..: ve öncelikle elektron taşınmasıyla ATP (Adenosine triphosphate, coenzyme tüm bilinen organizmalarda enerji kuryesi olarak kullanılır) oluşumunda sorumludurlar. Monomerik proteinler veya redoks reaksiyonlarını katalize eden daha büyük enzimatik komplekslerin yan ürünleri olarak bulunurlar.

    b) Hydrazine: Hydrazine (also called diazane) is an inorganic compound with the formula N2H4. Hydrazine has basic (alkali) chemical properties comparable to those of ammonia:
    N2H4 + H2O → [N2H5]+ + OH−


    Buradan 2 sonuç çıkıyor:

    1) NO3 indirgeyen bakteriler ortamda ihtiyaçları kadar cytochrome (ve ferredoxin) bulduklarında anaerob ortamda denitrifikasyonu gerçekleştiriyor. Burada Fe eser miktarda da olsa önemli rol oynuyor.
    2) İşlem sırasında ortamda hydrazine olduğunda nitrojen yeniden ammonia formuna dönüşüyor. Bkz. ilk resim..

    Dolayısıyla, bakterileri hızlandırmak için yapılan dozlama sonuçta tarafımıza ammonia olarak da dönebilir.


    - Usta, bu kadar bilim yeter… Ne yapalım?
    - Ben dozladım ve istersen sonuçlarını anlatayım?
    - Lütfen…

    Tuhaf olan suya C (karbon: votka (ethanol) ve/veya sirke ve/veya şeker) dozlaması yapıldığında kalsifikasyon oranın düşmesi: Çünkü bakterilerin olağandışı çoğalması suda oksijen ihtiyacını arttırıyor ve böylelikle fazla C kaynağı algşlr tarafından kullanılmaya başlıyor. Aynı durum N (NO3) ve P (PO4) için de geçerli. Dozladığınız NO3 ve/veya PO4 size alg olarak geri dönüyor.

    Bu bir çeşit dengedeki sistemi “zorlamak” olarak özetlenebilir:Uyguladığınız doz, size “alg” olarak geri dönecek, bırakın “büyüme” ve “renklenme” tersine “fren” ve “kararma” olarak geri dönecek. Ben bunu yaşadım..

  4. #34
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    Şeker ve türevleri ise bambaşka bir sorun: Mercanlar her tür şekeri kullandıklarından renklerin koyulaşması/kararması neredeyse kaçınılmaz. Oysa methanol ve/veya ethanol (votka) marcanlar tarafından kullanılmıyor ve bunu biliyoruz. Buna karşılık asetat (asetik asit: sirke) aynı şekilde marcanların “yağ asitleri” kapsamında tükettiği biliniyor. Herşey bir kenara sadece bu nedenle tek başına “votka” şeker ve/veya sirkeye karşı öne çıkıyor.

    Metanol hem insan hem de mercanlar için toksik olduğunudan etanol (votka) tercih edilmesinin de gerekçesi bu. Herşey bir kenara bu Habib Sekha (Salifert) ürettiği All in One (kalsiyum asetat) tezini de yıkıyor. (Jörg Kokott. Meraklsınıa 7 yıl önceki tartışma için:

    http://www.reefcentral.com/forums/sh...d.php?t=444287


    - Usta bu 7 yıl öncesi senin 7 öncesi dediğin mi?
    - Aynen.. ama tuhaf olan Randy-Holmes: Tartışmada “aktif” görünmesine karşılık, bugün bile sirke dozluyor. Ama kalkwasser ile buharlaşan suyun tamamlanmasında.. Kullanıyor mu?? Kullanıyor!!



    Daha fazlası?

    Evet, ben hiçbir şekilde tanka NO3 ve/veya PO4 türevi dozlamam: Çünkü her 2’sini de dozlamanın hiçbir anlamı yok. Sirke ve/veya şeker ? Evet Randy-Homes-Farley kalkwasser içerisinde bugün bile sirke dozluyor: Ama bence yanlış. Şeker tamamen saçmalık.

    (Bu arada çok merak ediliyor, biliyorum: Bu yüzden VSV, yani Votka/Şeker/Sirke yöntemini de “votka” başlığı altında vereceğim. Tavsiye eder miyim? Hayır! Uzak durun!!)

    Sonuç: Akvaryumda yüksek NO3 ve PO4 okuyorsanız, tavsiyem “votka” yöntemini baştan okuyun, neden olmasın, düşünebilirsiniz.

    Ben mi ne yaparım?

    - Devam edeceğim.. (Bu arada İngilizce açıklamaların tamamını Türkçe'ye çevirecek zaman bulamadığım için anlayışınızı bekliyorum..)

  5. #35
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    Bu arada asetat ve sirke dozlamak konusunda “yeniden” alevlenen kimi tartışmalar, makaleler 2010 yıllarında tekrar gündeme gelmedi değil: İngilizce bilenler göreceklerdir, sirke diğer tüm organic karbon dozlamalarına avantajlarıyla ortaya konuyor (?) ve açıkça kullanımı teşvik ediliyor. Ancak kimi mükemmel akvaryumların bu yüzden çöküşleri nedense göz ardı ediliyor:

    Kimi zaman fiyatı nedeniyle, kimi zaman özellikle anaerob bakterileri teşvik ettiğinden ve kalkwasser gibi çok yüksek pH’sı olan bir sıvıya katılarak “asit” etkisinin giderilmesi sirkeyi öne çıkardı. Ancak 7 yıl önceki tartışmaya olumlu yanıtlar gelmedi. Neyse, bu konuyu “votka yöntemi” altında konuşmak bence daha doğru.

    Sorumuza dönelim: Ben mi ne yaparım? Ne yapıyorum??

    Muhtemelen “iyi” bir bakteri kültürü/enzim dozlayarak (şüphesiz iyi bir skimmer, iyi bir dalga/devri-daim mekaniği, iyi bir aydınlatma –aydınlatma: ışık penetrasyonu mercan renklenmesinin temel ögesi- ) her 2 organik atığın kendiliğinden indirgenmesini sabırla beklerim, kuşkusuz haftada 1 kez % 10 su değiştirerek….

    - Aferin be usta!!
    - Gene ne oldu?
    - Biz ne satacağız şimdi?.. Sakın “votka” filan deme.. Onu dedin zaten..
    - Evet.. Daha kötüsü aktif karbon bile dozlayabileceğin votka / NO3/ PO4 ve benzeri hiçbirini ama hiçbirini tutma kapasitesine sahip değil!!
    - Nasıl yani? Votka, sirkeyi veya şekeri ya da nitrat veya fosfatı sudan geri alamıyor muyuz?
    - Çok zor.. Hepsi ancak bakteriyolojik yöntemlerle sudan giderilebilir. Bu da olayın bir başka negative yönü..
    - Peki ne yapacağız?
    - Bence sabırla bekle…
    - Oldu mu şimdi?????

    Sanıyorum Redfield Oranı konusunda söylenebileceklerim bu kadar. Çok daha fazlasını, çok daha bilimsel makaleleri sizlerle paylaşabilirim ama biliyorum, herkes kısa sürede, mümkünse “çok kısa” sürede mükemmel akvaryumlar oluşturmak istiyor.

    Tuhaf olan az ile de yetinmiyoruz. Sözgelimi renkler çok iyi gidiyorsa neden hızlı büyümüyorlar, diye soruyoruz. Tam tersi çok hızlı bir büyüme yakalanıyor (evet, bu mümkün..) ama renkler kayboluyor. Nedense bir acele, bir hırs içerisindeyiz. Oysa bu hobi istikrar ve sabır temelinde ilerleyen bir hobi. Bu gözardı ediliyor.

    Bir de hatalarımızdan ders almıyoruz. Bir yanlışlık ısrar ve inatla sürdürülüyor: Kimi zaman ticari gerekçelerle kimi zaman inançla o hatayı teşvik ediyor ve dahası diğer hobicilere tavsiye etmeye kadar vardırıyoruz.

    Kendi doğrularımıza inanıyor, her yerde savunuyoruz. Oysa bilimin temelinde kuşku yatar. Sorgulamak gerekir: “Ben bunu dozluyorum, ama doğru mu yapıyorum?” veya “Bu yöntemi kullanıyorum ama işe yarayacak mı?” gibi sorular hemen hiç sorulmuyor.

    Uzatmayalım, meraklısı için kimi linkler aşağıda yer alıyor. Umarım keyifle okursunuz:

    Önce aşağıda yer alan sitede oranı düzeltmeniz için hesap makinesinin de yer aldığını görecek ve belki de şaşırmayacaksınız, çünkü bu makale Redfiled Oranı denildiğinde en çok tıklanan makale.. Hesapta algsiz bir akvaryumun sırları veriliyor ve tüm karmaşa buradan başlıyor:

    http://buddendo.home.xs4all.nl/aquar...dfield_eng.htm

    Tabii ki reefcentral: http://www.reefcentral.com/forums/sh...php?p=19662867

    Gelelim şahsen yararlandığım ve yazım esnasında paylaşamadığım diğer makalelere:

    1- http://www.chronos.msu.ru/EREPORTS/l...e_nitrogen.htm
    2- http://en.academic.ru/dic.nsf/enwiki/2008359
    3- http://ic.ucsc.edu/~kudela/OS130/Rea...JPhyc_2000.pdf
    4- http://epic.awi.de/512/1/Bur1999b.pdf
    5- http://onlinelibrary.wiley.com/doi/1...omisedMessage=

  6. #36
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    Bu soruyu en kısa zamanda yanıtlayacağım:

    "Siporax ve benzeri biyolojik filtre malzemeleri ne iştir?"

    ve aslına bakarsanız, çok şaşırıyorum: inatla inişte çekmeceli kuleler, içlerine bio-ball ve/veya sünger ve/veya elyaf koymalar: Acaba geriye mi gidiyoruz??

  7. #37
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    306

    Her çeşit biyolojik filtre malzemesi "nitrifikasyon" reaksiyonuna hizmet eder: Başka bir deyişle tankınıza amonyak, amonyum, nitrit'i (NO2) parçalayarak (aerobik reaksiyon) nitrat'a (NO3) dönüştürür.

    Tankınızda NO3 mevcudiyeti ve/veya yükselmesine neden olur. Siporax??

    - What???

+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok